TARAFSIZ, GÜÇLÜ VE EN YENİ HABERLERİN ADRESİ

  • DOLAR
    7,9786
  • EURO
    9,4918
  • ALTIN
    464,73
  • BIST
    1.335
SERHAT YİĞİT İLE RÖPORTAJ

SERHAT YİĞİT İLE RÖPORTAJ

 

HaberMahalli:Sayın Serhat Yiğit, röportaj isteğimizi kabul ettiğiniz için  “Haber Mahalli”olarak öncelikle teşekkür ederiz.

Serhat Yiğit:Rica ederim..

HaberMahalli:Sayın Serhat Yiğit, 1976 doğumlusunuz. Yaşınız  ve güzel çalışmalarınız itibariyle Türk tiyatro ve sineması daha uzun yıllar  sizden çok şeyler bekliyor  diyebiliriz.Çanakkale’lisiniz ve üniversite yıllarına kadar orada yaşadınız,  okudunuz. Kardeşiniz var mı tek çocuk muydunuz?  Kısaca ailenizden bahseder misiniz.

Serhat Yiğit:

Çanakkale’de doğdum büyüdüm. Anne babamın tek çocuğuyum. Ancak ailem boşanıp başkalarıyla evlenmiş olduğu için çok kardeşliyim.

HaberMahalli:

Ilk tiyatro deneyimini Çanakkale’de  yaşadınız . İlginiz lise çağlarında başlamış olmalı. Aile’den gelen bir ilgi var  mıydı. Bize nasıl başladığınızdan bahseder  misiniz. Tiyatroyu sevdiren, sizi yönlendiren kişiler mi oldu… Yani nereden aklınıza geldi tiyatro.

Serhat Yiğit:

Liseden de önce, ilkokul yıllarından beri hep tiyatro, spor, halk dansları gibi aktivitelerin peşinde ve içindeydim. Aile yönlendirmesi ya da bir başlangıç hikayesinden bahsetmem çok zor. Sanırım boşanmış bir ailenin çocuğu olarak etrafımı saran gerçeklikten kaçmaya meyilliydim. Az buçuk yeteneğim de varmış ki bu tip sosyal etkinliklerde öğretmenlerim hep destek oldu. Yine de bir milat vermek gerekirse ortaokul bittikten sonraki yaz tatili diyebilirim… Ortaokuldaki Türkçe öğretmenim Asude hanım ile karşılaştım yolda, hal hatır vs derken bana Çanakkale Belediyesi’nin tiyatro ekibi kurduğunu, yeteneğim olduğunu, gidip kayıt olmamı söyledi. Gittim. Müracatın son günü imiş. Kayıt oldum. Sonra sınavlarına girdim. Kazandım. Yönetmenimiz Nilüfer Özünel Gülenler başta olmak üzere o zamanki  Tüm Çanakkale Belediyesi kent Tiyatrosu çalışanları bana tiyatroyu sevdiren kişiler oldular.

HaberMahalli:

Seyirci Karşısına  ilk  çıktığınız oyunu hatırlıyor musunuz.   Hangi yıl ve Kaç yaşındaydınız. İlk rolünüzden bahseder misiniz

Serhat Yiğit:

İlk oyunum Zengin Mutfağı idi. 1992 olması lazım. Selim karakterini oynuyordum. Korkuyla faşistleşen, korktuğu için daha kötü birine dönüşen zavallı bir üniversiteli…

HaberMahalli:

Çanakkale Belediye Tiyatrosuna girmeniz  lise yıllarınızdaydı değil mi?  Üniversiteye kadar  buradaki çalışmanız aralıksız sürdü mü… Bu dönemde, yani akademik tiyatro eğitimi öncesi kaç oyunda sahneye çıktınız, sizi en etkileyen severek oynadığınız hangi oyundu.? Kısacası  o anılarınızdan ve hayallerinizden bahseder misiniz. Çünkü bu dönem sizi sahne sanatları eğitimine  yaklaştıran, iten dönem değil mi? Yaşama ilişkin önemli bir karar  noktası.

Serhat Yiğit:

Aslında değil… Tiyatroyu çok seviyordum ama oyuncu olmak gibi bir hayalim yoktu. Herhangi ipe sapa gelir bir hayalim de yoktu. Zengin Mutfağı, Canlanan Masallar, Barış, Şahları da Vururlar gibi oyunlarda oynadım ÇBKT’da… Lisede bir süre tiyatroya ara verdim. Okulun tiyatro kolu ile, halk dansları ekibi ile, spor takımları ile oyalandım. Lise bitince oyunculuk okumak için sınavlara girdim. Olmadı! Ama çok takılmadım.  Liseden sonra Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım oyunu ile Kent Tiyatrosuna geri döndüm. Ama hala meslek olarak düşünmüyordum. Sadece mutlu olduğum, nefes alabildiğim, insanların önüne çıktığım halde hepsinden saklanabildiğim yegane yerdi benim için sahne. Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, oyunundan sonra da zaten İzmir de iki yıllık bir okul kazanarak İzmir’e gittim.

HaberMahalli:

Üniversite yılları, hele sizinki gibi bir bölümde herhalde dolu dolu  geçmiştir. İzmir’de tek başına mıydınız  aileden İzmir’e gelen olmuş muydu.  O yıllardan bahseder misiniz bize.  Yaptıklarınızdan yaşantınızdan çalışmalarınızdan…

Serhat Yiğit:

Öncesinde iki yıl boyunca Taş Metal İşlemeciliği bölümünde okudum. Hem çalışıp, hem okula gidip, hem de memleketi kurtarmaya çalıştığımız, gazete satıp, afişleme yaptığımız bir dönemdi. Bir kuyumcu atölyesinde çalışıyordum. Yerel bir radyoda para kazanmadan propaganda amaçlı program yapıyorduk, bir dergi adı altında tiyatro atölyesi kurmuştuk, şehir dışında eylemde ya da göz altında olmadığımız zamanlarda da okula gidiyordum:) İzmirde aile anlamında tek başımaydım. Bu dergi bünyesindeki tiyatro çalışmaları beni 1997 yılında tekrar motive etti ve ancak o zaman anlayabildim asıl aradığımın tiyatro olduğunu. Kuyumculuk diplomasını falan almaktan vazgeçip sınavlara girdim. İzmir DEÜ GSF oyunculuk bölümünü kazandım. Okul oyunlarında oynayarak, çocuk tiyatrosu yaparak, okul ve öğrenci çalıştırarak geçip gitti yıllar. Kamera ile de TRTnin Tatil Ekranı programı sayesinde öğrenci iken tanıştım…

HaberMahalli:

Üniversitenin bitmesi  90 lı yılların sonlarına rastlıyor değil mi? 80 li yıllar ve öncesi tiyatroların çok ilgi gördüğü parlak yıllardı. Sizin, tiyatrocu – Oyuncu  olarak hayata atıldığınız yıllar nasıldı seyirci ilgisi? Beklentilerinizi buldunuz mu?  O yıllardan bu güne kadar olan zaman için bir değerlendirme yapar mısınız. Eşinizde sanatçı;  aile içinde de pek çok değerlendirme yapmışsınızdır.  Seyirci ilgisi, sahneye konan oyunlar, sektörün karşılaştığı sorunlar( parasal  veya değil), tv dizilerinin etkisi… Aklınıza ne gelirse… Her yönden…

Serhat Yiğit:

Benim okul 2004 yılında bitti. 🙂 Uzun sürdü. Sindire sindire. Açıkçası yavaş yavaş erise de zaten tiyatro-sanat tüketicisi nüfusa oranla hep bir avuçtu. Ben mezun olduğumda televizyon altın yıllarını yaşıyordu. Sadri Alışık Tiyatrosunda iki sezon çok önemli iki oyunda oynadım. Televizyona da iş yapmaya devam etim bu arada. Ben mezun olduğumda tiyatro seyircisi, sanat tüketicisi, daha hızlı erimeye başlamıştı elbette. Televizyonla sinemanın kapışması, o kavgadan, kavgaya sonradan karışsa da internetin galip gelmesi ise mezuniyetim sonrası tanık olduğum süreç. Benim mutlu olmaktan başka bir beklentim yoktu ve bu anlamda beklentilerim hep karşılandı.  Çok geniş kapsamlı, katmanlı bir soru olmuş, elimden geldiğince kısaca cevap vermeye çalışayım. İnsanlığın her dönemi “Ah nerede o eski Ramazanlar” diye geçmişe övgü düzecek, nostaljik, melankolik bir kitle bulabilirsiniz. Atıyorum; Osmanlı’da ya da Genç Cumhuriyet döneminde bu topraklarda kaç tiyatro varmış, ortalama kaç kişiye ulaşıyormuş, bunun nüfusa oranı neymiş, şimdiki verilerle kıyaslayınca nasıl bir tablo çıkıyormuş gibi sorulara yanıt verilmeden yapılan her yorum işte bu, ah o eski ramazanlar, kalıbına sıkışır kalır. Tiyatro-sanat orta çağ karanlığından bile, boğulmak, yok edilmek bir yana güçlenerek çıkmıştır. Dolayısıyla korkulacak, endişelenecek bir yan yoktur. Gerçek tiyatro, gerçek sanat toplumla birlikte değişir, gelişir, kendi yönünü, yolunu, yöntemini bulur. Elbette ki her türden değişim-doğum sancılı olur. Çok haykırış duyarsınız, vay şimdiki gençler şöyle, vay tiyatro salonları bomboş, daha neler neler. Ama bir avuç genç çıkar bir apartman dairesinde oynar oyununu, bir barda, meyhanede oynar… Sokaklar zaten her zaman tiyatronun, sanatçıların doğal mekanıdır. Toparlamak gerekirse sorduğunuz başlıkların her birinde uzun uzun ah vah etmek mümkündür ama gerçek ve samimi olmaz. Ya da en azından sığ bir bakış ah vah etmeyi sağlar. Tiyatronun, sanatın insanlık macerası ile koşut olan macerasına bir bütün olarak bakarsanız, umutsuzluk, karasarlık, şikayet gibi mevhumların kıyısından bile geçmezsiniz. Aksine, tam aksine, bir çağ ne kadar dertli, sorunlu olursa o çağda tiyatro ve sanat o kadar güçlenir. Çünkü tiyatro-sanat insanın tutunduğu dal, yaslandığı dağ, sarıldığı düştür. Sanatın kendisi başlı başına umuttur; umutsuzluk, şikayet, karamsarlık tiyatro sanatçısının, sanatçının işi olamaz.

HaberMahalli:

Toplumsal… Sosyolojik  ve ekonomik gelişmeler dolayısıyla tiyatro seyircisinin oldukça azaldığı bir gerçek. Bu sebeple tiyatro oyuncuları önce sinema sonra da tv dizi sektörüne yönelmek zorunda kaldılar. Belki bu sıralama ters de olabilir. Yani önce dizi sonra sinema gibi… Siz de birçok dizi de oynadınız . Film yapımcılığı  ve yönetmenliğiniz de var. Ne dersiniz . bu konuda … Tiyatro çok kan kaybetmişti . Şu sırada corona salgını da iyice derinleştirdi. Üzücü bir durum, sizin duygularınız neler. Tiyatronun eski ulaştığı çıta artık hayal mi.?

Serhat Yiğit:

Yukarıda aslında toplu bir cevap vermiş oldum. Ben tiyatro seyircisinin azaldığına inanmıyorum. Bu konuda bilimsel, istatistiki bir çalışmam ya da fikirlerimin dayandığı böyle bir çalışma yok. Tamamen gözlemlerimle söylüyorum. Arttığını bile idda edebilirim. Sadece klasik tiyatro seyircisi dağıldı. Nereye? Apartman dairelerine, iş hanlarının bodrum katlarına, kafe, bar ve meyhanelerin butik sahnelerine. Evet oyuncular şimdi dizi ve film setlerinden reklam setlerine, oradan dublaj stüdyolarına koşuyor. Eskiden farklı mıydı? Devletin tiyatrosu haricinde bu topraklarda tiyatro ve sinema yapan kimin garantisi, muazzam bir geliri olmuş ki? Ceberut devlet, Sansür, Halkın çok rağbet etmemesi, ekonomik zorluklar, yüksek vergiler ve daha pek çok şey hep problem olmuş. Pek çok oyuncu tiyatro sanatçılığını ikinci iş olarak yapmak zorunda kalmış. Yeşilçam filmlerinde oynayıp para kazandığı için tiyatro yapabilen de olmuş, gündüz taksi şoförlüğü yaparak para kazandığı için yapabilen de… Kaldı ki sanılanın aksine diziler tiyatroya kan kaybettirmiyor. Tam tersine normalde tiyatro sanatı ile hiç yolu kesişmeyecek bir genç, sevdiği pembe dizideki kadın oyuncu ya da hastası olduğu mafya dizisindeki kabadayı tiyatro yaptığında tiyatro salonuna koşuyor. Tiyatro özel bir deneyimdir. Oyuncu için de, seyirci için de. Çok eski, genlerimize kadar işlemiş bir sanattır. Pandemiden faşizme, ekonomik krizden savaşa, aklınıza hangi zorluk gelirse gelsin tiyatro kan kaybetmez, tam tersine güçlenir ve süreçten güçlenmiş olarak çıkar. Hep böyle oldu, yine böyle olacak…

HaberMahalli:

Ancak özel veya Halk Eğitim merkezlerine veya yerel yönetimlere bağlı tiyatro kursları çok ilgi görüyor. Çalışmayan genç kesimden ve öğrenci kesiminden olduğu gibi, çalışan genç ve orta yaş grubundan da büyük ilgi görüyor. Çok kişi Para kazanma düşüncesi olmadan severek  tiyatro sahnesine çıkmak istiyor . Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu durumu bu ilgi ve sevgiyi…                  Dizilerde rol alabilme düşüncesi de etkin mi sizce?

Serhat Yiğit:

Muhakkak ilgisi vardır. Muhakkak bir etkendir. Hatta genç kızımız ya da oğlumuz o kurslara, eğitim kurumlarına giderken aklında sevdiği dizide oynamak gibi bir hayal bile olabilir. Sevdiği kadın-erkek oyuncu gibi olmak, o renkli hayatı yaşamak vs… Ancak tüm bunların altında kişi farkına varmasa dahi bambaşka bir gerçek yatar. O da hepimizin zaten oyuncu olduğu gerçeği… Tüm sosyal hayvanlara bakın, insan dahil, tüm primatlara bakın, hepsinin gelişiminde oyunun ve oynamanın etkisini göreceksiniz. İnsan yavrusunun oynamadığını, rol yapamadığını, duyduğu sesleri, gördüğü hareketleri, hissettiği duyguları taklit edemediğini bir an düşünsenize… Eğer bu gün olduğumuz canlı olabildiysek bunun tek sebebi ayna nöronlarımız, el baş parmaklarımız ve oynama güdümüzdür 🙂 Oynamak evrimsel bir mekanizmadır. En temel davranış biçimlerimizden biridir. Oynarken mutlu olmamız kadar ve doğal olarak bizi mutlu eden bir şeyi yapmayı çok istememiz kadar doğal ne olabilir ki? 

HaberMahalli:

Şu sırada ye aldığınız  bir tiyatro grubunuz var mı? Tiyatro eğitmenliği yapıyor musunuz.?  Gerçekden zor dönemler…  İster istemez sinema daha öne mi çıkıyor. Sinemada yeni projeleriniz var mı?

Serhat Yiğit:

Şu sıra İkinci Katil isimli oyunumun ardından ikinci oyunuma çalışıyorum yazar olarak. Oyuncu olarak bağlı olduğum bir tiyatro grubu yok. Eğitmenliğe pandemi sürecini atlatırsak İYSA Akademi bünyesinde devam edeceğim. Sinema ya da tiyatro veyahut başka bir disiplin öne çıkıyor demek için çok erken. Online performansların yükseleceği kesin ama… Sürü bağışıklığını kazanır da bu virüsü yenebilirsek ne olacağını hep birlikte göreceğiz. Dünya çok başka bir yere gidiyor, buna tanık olmak çok heyecan verici…   

HaberMahalli:Sayın Serhat Yiğit, aklımıza gelmeyen sorular varsa bilemiyorum çok mümkün .  Eklemek istedikleriniz varsa  eklemenizi rica ediyoruz.

Serhat Yiğit:Sorularınız fazlasıyla derin ve katmanlıydı, hatta gevezlik bile etmiş olabilirim. Öte yandan atladığım bir şeyler varsa zaten Haber Mahalli bünyesinde faklı şekillerde tekrar dile getirebilirim belki, kim bilir 🙂

 

HaberMahalli:Çok teşekkürler.    Başarı dolu güzel günler diliyoruz.

 

Serhat Yiğit:Ben harika sorularınız, ilginiz ve hissettiğiniz; hissetmekle kalmayıp altını doldurduğunuz o sorumluluk duygusu için teşekkürü bir borç bilirim… 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM