TARAFSIZ, GÜÇLÜ VE EN YENİ HABERLERİN ADRESİ

  • DOLAR
    $1.383,0800
  • EURO
    $0,2919
  • ALTIN
    $35.898,0000
  • BIST
    1,2149
HÜSAMETTİN TAŞDEMİR
HÜSAMETTİN  TAŞDEMİR
husamettintasdemir@habermahalli.com
İşte Korona’nın Patronları: Medikal Derin Devlet ve Bill Gates..
  • 0
  • 32
  • 07 Mayıs 2020 Perşembe
  • +
  • -

Koronavirüs ve IMF’in öne çıkışına ilişkin 08 Nisan 2020 tarihli köşe yazımı, “6 Temel amaç dersek ve kalan beş adedini de sırasıyla analiz edip toplumla paylaşmazsak, kuzular gibi melemeyi hak ettik demektir” şeklinde bağlamıştım.

Ve kendimi o bahsettiğim kuzular gibi hissetmemek için araştırmalarımı daha da hızlandırmaya başladım. Aslında olayın ne olduğu, nasıl, nerede, ne zaman gerçekleştirildiği ve kimler tarafından tezgahlandığı gün be gün ortaya çıkıyor. Yani bunlar açıklığa kavuştukça bahsettiğim 6 neden de bu gerçekliklerin içerisinde görülebilecektir.

Bu yönden ciddi gördüğüm, akademik düzeyi olan bir yazarın inceleme yazısına tesadüf ettim ve anılan incelemeyi yorumlamaktansa, doğrudan paylaşmayı daha uygun gördüm. Bu yazılanlara, okuyan herkes algısına göre bazı şeyler diyecek tabii ki; ancak madem ki toplumda “farkındalık ve aydınlanma” yolunda nacizane bir şeyler yapmaya çalışıyoruz, o halde sadece yazı içindeki bilgileri, olayları şöyle bir akıl süzgecinden geçirmiş olmaktan ne kaybederiz ki?.. Yazıyı biraz uzun göreceksiniz fakat üşenmeyin, zira zaman ayırmaya değeceğini okuduktan sonra göreceğinize inanıyorum.

Evet, Prof. Dr. Sait Yılmaz‘ın “Medikal Derin Devlet ve Bill Gates” başlığındaki inceleme yazısını, yazarının emeğine saygı adına da olduğu gibi sizlere aktarıyorum. Ve son cümlesi olan “Sağlığımıza ve özgürlüğümüze sahip çıkmanın, ulus-devleti korumanın yolu; bilim ve teknolojide kendine yeterli olmaktan, tam bağımsızlıktan geçer..” şeklindeki yorumunu bir kenara yazın. Çocuklarımız da yazsınlar ve hiç unutmasınlar.

Buyrun okuyalım;

Giriş

Birçok kişi 21. yüzyılda olduğumuzu hala anlayabilmiş değil. İnsan hayatı tarihte öncekilere hiç benzemeyen bir şekilde değişecek. Aydınlanma felsefesi, metafizikten sıyrılarak doğayı insan hayatının hizmetine sokmak için aklı ve deneyi kullanan, modern bilimlerin önünü açmıştı. Şimdi insan aklının üstünde yapay zekânın kullanılacağı, insanın uzaktan kontrol edileceği bir evrime gidiyoruz. 2014 yılında ABD’nin küresel takip istihbaratı teşkilatı olan NSA’nın Direktörlerinden William Binney, amaçlarının küresel nüfusu kontrol etmek olduğunu açıklamıştı (1).

Şimdi küresel elit, total kontrolün yeni bir aşamasında.

Sağlığımız için zorunlu bir aşı dönemi başlıyor. Bu aşı başka bir virüs taşıyor; dijital kimlik. Biyo-metrik ağ içinde takip edileceğimiz bir plan uzun süredir bekliyor (2). Gücün sürekli olarak arttığı ama eşit şekilde paylaşılmadığı bir dönemde yaşıyorduk. Dünyada 70 kadar ülke otoriter bir şekilde idare edilirken, üstelik bu eğilimler Batılı ülkelerde bile artarken, bütün dünyada rejimler; seçenler ve seçilenler olmaktan hükmedilenler ve hükmedenler ilişkisine dönüştü. Modern dünya ve Kapitalizm distopyasının sonuna geliyoruz.

Yeni ütopyayı yazan küresel sermaye dediğimiz, ABD ve Avrupa’da 150 yıldır ağ kurmuş ortak aklın Yeni Dünya Düzeni projesindeki hedefinin “tek dünya hükümeti” kurmak olduğunu biliyorduk. Ama bunun ancak 2035’lerde beklenen, ABD ve Çin’in başını çektiği Üçüncü Dünya Savaşı ile birlikte gerçekleşeceğini düşünüyorduk. Ama başka bir senaryo devreye girdi; küresel sermayenin medikal grubu, aşı yolu ile yeni bir yöntem deniyor.

Mesele ilaçtan kazanamadıkları parayı aşı ile çıkarmak değil, yeni dünya düzenine giden yolu kısaltmak. İnsanları öldüren ve sıkıyönetime iten kötü virüse karşı, kurtarıcı ve iyiliksever Gates ve ekibi iş başında gözüküyor. 100 yıldır devam eden soykırım planlarının yeni bir aşamasındayız. İnsanlar en çok yalnızken ve ümitsizken savunmasız olur. Hepimiz bir an önce aşının bulunmasını ve aşı olarak ölümden kurtulmayı hayal ediyoruz. Bu iş bittiğinde, aşı olmayan hiç kimse ehliyet alamayacak, trene, uçağa binemeyecek, iş başvurusu yapamayacak, hastanede muayene olamayacak, marketten alış veriş dahi yapamayacak.

Aslında zorla yapmak istedikleri aşı için sıraya gireceğiz. Bunu nasıl yapacaklar, medikal derin devlet kimdir, işte bu makalede bunları anlatacağız.

Küresel sermayenin hayırseverlik (filantropi) işleri..

Küresel sermayenin arkasındaki aileler sadece siyaseti ve ekonomiyi kontrol etmiyor, dünyanın sosyal güçlerine de hâkim olmak için düşünce merkezleri, NGO’lar, vakıflar kuruyor, hayırseverlik işlerine el atıyorlar. Uluslararası finansörler vergiden muaf olan vakıfları eğitim, bilimsel ve diğer kamusal amaçlar için kullanır. Rockefeller ismi Amerikan zenginliği ile eş anlamlı gibidir. Aile gönüllü yardımları ile tanınmaktadır. Rockefeller, her yıl 900 milyon dolar kadar bir parayı Harvard Üniversitesi gibi eğitim kuruluşları ve Museum of Modern Art gibi kültürel kuruluşlara aktarmaktadır. Vakıflar; özel servetlerin hâkim olduğu Wall Street ile Harvard, Yale, Columbia ve Princeton gibi Ivy Ligi kolejleri ile bağ kurmak için gereklidir (3).

ABD eğitim sistemine bunlar hâkimdir. Bugün bu okullar Amerikan kolej ve üniversitelerinin standart okuludur ve son dört ABD başkanı Ivy Ligi Okulları’nda yetişmiştir.

“Vur-kaç kapitalizmi”nin en önemli kuralı; denetimden kaçınmak için, ABD’de vakıf ağı kurmaktır. Zaten Amerika’nın ne kadar kartel ailesi varsa, onların o kadar vakıf içinde vakıfları, düşünce merkezleri vardır. Rockefeller ailesi, işin öncüsüdür. Rockefeller Vakfı, ağına düşecek yöneticiler yetiştirmek amacıyla üniversite çağındaki öğrencilere burs temin eder. Böylece toplumu ve modern insan tarihini değiştirmeyi ve yeniden şekillendirmeyi hedefliyorlar (4).

Hayırseverlik kurumları gibi hareket eden bu vakıfların verdiği bağış ve burslar ile aslında kurucularının çıkarlarına katkıda bulunulur. Bu vakıflar Türkiye’de yönetimde üst kademelere kadar gelmiş bazı kişilere de burs vermiştir. Rockefeller Vakfı, Carnegie Şirketi (New York) ve Carnegie Endowment for International Peace dış politika, propaganda ve hükümetlere sızma konularında büyük fonlar kullanmaktadır (5).

Rockefeller, sağlık alanındaki hayırsever faaliyetlerin tümünü başlatmıştır ve onların tümünü de kontrol etmektedir. Rockefeller kurumları, tek dünya hükümetine giden yolda sosyal kontrol ve sosyal mühendisliği (soy arıtımı) en önemli vasıtalardan biri olarak görmektedir. Rockefeller Vakfı, Nüfus Konseyi, Dünya Bankası, BM Kalkınma Programı (UNDP), Ford Vakfı ve diğerleri Dünya Sağlık Örgütü ile birlikte 1990’lı yıllardan beri tetanos ve diğer aşıları kullanarak üremeyi önleyici aşı üzerinde çalışıyorlar (6).

2000’li yıllardan beri Dünya Sağlık Örgütü (WHO), BM Çevre Dairesi, BM Nüfus Fonu, Bill ve Melinda Gates Vakfı bütün insanlar üzerinde kullanılacak kitlesel aşı programları ve GMO ürünleri üzerindeki çalışmalarda işbirliği yapmaktadır.

Medikal Elit..

Büyük Pharma (Big Pharma) medikal dünyadaki en büyük ilaç şirketleridir (7)..

Bu adın ortaya çıkma nedeni ise bazılarının tedavi etmekten öte daha çok kazanmak için hastalıkları artırmalarıdır. Bu işte; uluslararası örgütler, kanun adamları, NGO’lar, politikacılar ve diğer tıp alanı kurumları ile birlikte çalışmaktadırlar. Böylece her yıl trilyonlarca dolar ilave para sağlayacak bir hasta pazarı canlı tutulmaktadır. Pastanın büyük kısmında kanser hastaları bulunmaktadır.

En büyük 10 ilaç şirketinin 10’unun merkezi ABD’dedir; Johnson & Johnson, Pfizer, Merck, Gilead, Amgen ve AbbVie. Diğer büyükler şunlardır; Roche (İsviçre), Sanofi (Fransa), Novartis (İsviçre) ve GlaxoSmithKline (İngiltere). İlaç sektörü dünyada tütünden sonra nefret edilen ikinci büyük sektördür. Bu sektör rüşvet, sahtekârlık ve skandallarla iç içe olagelmiştir. İlaç yanında aşılar ve medikal aletler de bu sektörün ürünleri arasındadır.

İlaç şirketlerinin kendi ilaçlarını reçetelere yazdırmak için rüşvet dağıttığı adi suçlar ötesinde bu sektör yüzyıldan fazla bir zamandır küresel sermayenin kontrolündedir. 1910 yılı itibariyle, Rockefeller tüm tıp mesleği üzerinde kontrolü ele geçirdi (8).

Bununla da kalmadı, milyonlarca dolar rüşvet vermek suretiyle tüm tıp okulları ve ABD’de her eyaletin lisans kurulunu satın aldı. Rockefeller, Rothschild ve diğer uluslararası bankerler, küresel medikal yapılanmasını kontrol etmektedirler. Henry Kissinger ve Bill Gates’in ön cephede olduğu ortak akıl; şirketleri, vakıfları, araştırma merkezleri, laboratuarları ile sözde hayırseverlik içindeler. Kissinger ve Bill Gates’in vakfı şimdi iki şirket ile birlikte kitlesel bir aşı geliştirme peşindeler (9).

Big Pharma, Bill Gates, Hillary Clinton bu işin arkasındaki derin devlet ekibinden. Rockefeller’in kontrol ettiği gıda endüstrisi, sağlık sigortası endüstrisi, ilaç endüstrisi ve tıbbi yapılanmanın bir uzantısı haline gelmiştir; öyle ki uygun beslenme tavsiyeleri, sağlık sigortası kapsamı, tıbbi araştırmalar, teşhis, tedavi ve alternatif doğal terapilere erişim, siyasi baskıyla, sahtecilikle, rüşvetle ve çalışma lisansını kaybetme tehditleriyle belirlenmektedir (şayet Rockefeller’ın uygun gördüğü ilaçları, kanıtlanmamış cerrahi müdahaleleri ve radyasyon tedavilerini reçeteye yazmazsa). Tüm bunlar sizi hasta, bağımlı ve kuzu gibi kolaylıkla güdülebilen biri haline dönüştürmek üzere tasarlanmış şeylerdir. Sizleri köle yapmaya dönük küresel planlarına dayanamayacak kadar hasta ve bağımlı tutmak için soykırım hedefli programlarının bir parçası olan medikal sektörü kullanıyorlar.

Nüfus azaltma (medikal soykırım) projesi..

Konunun genel çerçevesinin anlaşılması için daha önceki makalemizde de açıkladığımız gibi yapılan çalışmaları tarihsel olarak üç döneme ayrıldığını hatırlayalım.

(1) Soybilim çalışmaları; İkinci Dünya Savaşı sonuna kadar olan ilk döneme “soybilim (eugenics)” çalışmaları damgasını vurdu.

(2) Yeşil Devrim ve GMO’lu ürünler; Yeşil Devrim’in amacı; ileri mekanize tarım üretimine sahip sanayileşmiş ülkelerin yavaş da olsa dünyadaki “fazla nüfusu” eriteceği idi.

(3) Biyolojik savaş ve aşılar; Nüfus azaltma projesi, 1960 ve 1980’lerde Henry Kissinger tarafından dile getirilmeye başlandı.

1970’lerde Henry Kissinger, “Petrolü kontrol ederek ülkeyi kontrol edersiniz, yiyeceği kontrol ederek nüfusu (insan sayısını) kontrol edersiniz” diyordu ve onunla birlikte küresel nüfusun azaltılması ve gıda kontrolü ABD stratejisi oldu. ABD, bu ülkelerin kaynaklarına onlardan daha çok ihtiyaç duyuyordu.

1970’lerden sonra BM örgütleri ile birlikte insanlar üzerinde denenen aşılar ile çeşitli deneyler yapıldı. 1978-1981 yılları arasında ABD hükümeti tarafından homoseksüellere uygulanan Hepatit B aşısı sonrası HIV mikrobu yayıldı. 1974 yılında, Nixon döneminde Dış İşleri Bakanı olan Henry Kissinger, Ulusal Güvenlik Konseyi içinde Üçüncü Dünya Ülkelerine yönelik nüfus azaltması çalışmasını (NSSM 20010) başlatmıştı (10).Bu çalışma, ABD dış politikasının bir parçası olmaya devam etti ve bazı şirketler ve vakıflar bu işe entegre oldu.

Bu kapsamda, Bill ve Melinda Gates Vakfı ve Rockefeller vakıfları başı çekti. Nüfus azaltması pandemik uygulamaları ve mecburi aşı programları üzerine kurgulandı. Tıbbi hatalar ve yanlış uygulamalar sonucunda her yıl milyonlarca insan ölmektedir. Bir yılda bu kadar çok insanı öldüren ve zarar veren bir başka endüstri yoktur.

Medikal soykırım; yapay semptomlar oluşturarak sağlık sorunlarınızı daha da kötüleştirme niyetindeki ilaçlarla sizi hasta etme stratejisi benimsemiştir. Sahte hastalıklar ile Rockefeller yapısına mensup doktorların bilmedikleri veya bilmezden geldikleri şeylerin neticesinde, milyonlarca insanın yaşantısı boşa harcanır ve hatta kaybolur. Aslında tüm hastalıkların %90’ına kadarı önlenebilir ve yaşam biçimlerinde sağlıklı değişimler yaratıp doğal terapilere yöneldikçe ortadan kaldırılabilir. Başka bir deyişle medikal tekelli hastalık veölüm yerine sağlığı teşvik etmiş olsaydı, çoğu hastalık önlenebilir nitelikteydi. Birçok tıbbi ilaç, Rockefeller’ların sahip olduğu petrol endüstrisinden gelen petrol yan ürünlerindenyapılmıştır. Rockefeller’in izin vermediği yöntemler kabul edilmez; rekabeti ortadan kaldırmak suretiyle tıbbi bir tekel kuran Rockefeller, tüm bütüncül tıp doktorlarına, doğal tedavi savunanlara karşı sahte raporlar üretmiştir.

Global 2000 Raporu’nun yazarı Dr. Coleman (11), yeni dünya düzeni peşinde olanların 2 milyar insanı savaşlarla yok etmeye çalıştığını yazmıştı. Bankerlerin yarattığı savaşların bizleri yeterince hızlı şekilde öldürmeyişi hakkında yorum yapan Bertrand Russell şöyle demekteydi; “Savaş, bu anlamda hayal kırıklığı yaratır; ancak belki de bakteri savaşı etkili olabilir. Eğer dünyaya her bir jenerasyon boyunca bir veba yayılabilirse, bundan sağ kurtulanlar, dünyayı aşırı kalabalık yapmaksızın yeni canlılara hayat verebilirler. Bu tür bir gidişat, kulağa nahoş gelebilir, ama durum ortada” (12).

Küresel elitin son hedefine ABD-Çin savaşı üzerinden ulaşacağını ve Çin’e yerleşeceğini beklerken başka bir plan ortaya çıktı; salgın hastalıkla nüfuz azaltması uygularken, insanları ölüm korkusu ile kitlesel aşıya zorlayıp kontrol altına almak. Bu projenin içinde 5G ile herkese dijital bir kimlik vermek, 6G ile düşünce kontrolüne geçmek, parasal boyutta dijital para ile ulus-devletleri borçlandırarak çökertmek var.

Modern tıp, ne kadar bilimsel?

Rockefeller yapılanmasına dahil olan tıbbi doktorlar ve onların diyetisyenleri, sürekli olarak sağlıklı olmayan gıdalar (süt ürünleri, proses yağlar, mayonez, margarin, kahve, vs) öneriyorlar; oysa söz konusu gıdalardaki serbest radikaller dokularda patolojik değişimlere, kardiyovaskuler hastalıklara, kansere ve diğer sorunlara yol açıyor. Rockefeller tarafından proses edilmiş besinler ve toksik ilaçlar, planlanandan daha fazla kansere sebep olur.

Rockefeller’ın tıp doktorları, her sene ABD’de onun ilaçları, cerrahisi ve radyasyonuyla 250.000 kanser hastasını öldürüyorlar. Tıpta Rockefeller etkisi medikal tekelin içinde (kanser endüstrisinin denetimi de dâhil olmak üzere) kemikleşmiş durumdadır. Tedavi edilmemiş kanser vakalarının yaşam beklentisi, (Rockefeller’in onayladığı kemoterapi, cerrahi ve radyasyonla) tedavi edilenlerden çok daha yüksektir.

Doktor Grady A. Deal 1995 yılında yazdığı makalede şöyle demişti (13); “Yeni Dünya Düzeni’nin uluslararası bankerleri, hükümet-destekli tıbbi soykırım programı olan Ortodoks tıp yapılanmasını kontrol ediyor.” Ortodoks tıp doktoru sadece “onaylı” Ortodoks ilaçları, aşıları, cerrahiyi ve radyasyon tedavilerini sağlamaya zorluyor ve bunlar sizi ABD’de hasta ve bağımlı olan nüfusun %95’i içinde tutar ve her yıl 1 milyonun üzerinde Amerikalıyı boş yere ölür. Ortodoks yaklaşımlar; klorun, süt ürünlerinin, kök kanalların, hipo-tiroidin, serbest radikal patolojinin ve tedavisinde kendi yöntemlerini uygulayarak; sizi hasta, bağımlı ve sürekli yeniden hastalanan bir şekilde tutar. Milyarlarca dolar değerindeki ilaç endüstrisi, yasama organını satın almıştır. Kitlesel aşı kampanyalarının, herhangi bir çocukluk hastalığını (çocuk felci dâhil) ortadan kaldırdığı konusunda inandırıcı herhangi bir bilimsel kanıt bulunmamaktadır.

Siyasi olarak güdülenmiş bir tıp soykırımıdır ve şarlatanlıklarla doludur; çünkü Rockefeller ve ilaç endüstrisi dünya çapındaki tüm tıbbi ve bilimsel araştırmaları da kontrol etmektedirler. Böylelikle kanser, kardiyovaskuler hastalıklar, eklem iltihapları, AIDS ve diğer sağlık sorunlarını tedavi etmek üzere doğal terapilerin tüm bilimsel keşiflerini yok sayarlar. Ameliyatların çoğu pek fazla yarar sağlamaz, büyük bölümü de zarara sebep olur.

Rockefeller ilaçları, sizi hasta etme niyetiyle hastalığın temel sebeplerini yok sayar, küçümser, gözden düşürür ve kötü yönetir; zorunlu aşılamalar, hastalığı tedavi etmez ama yeni hastalık yaratır; sağlığınıza zarar vermek için sağlıksız gıdalar önerirler. Uluslararası kuruluşların yarattığı AIDS virüsü, virüs bulaşmış şırıngalarla (hepatit ve çocuk felci aşısı dâhil) kasten yaygınlaştırılır. Tüm bunlar ise, tıbbi bir soykırımdır.

Modern tıp, bilimsel değildir. Dr. Robert Schenieder, tüm ameliyatların %25’inin gereksiz olduğunu söylüyor (14).

Marti Kheel’e göre hastaneye kaldırılan hastaların %30 kadarı, kendilerine uygulanan terapi sonucunda daha büyük bir hasar görmektedirler (15). Yani bu insanlar ilaçla öldürülmektedir. Tıp doktorunuz, ülkenizin bir kentinde ve kırsal alanında, kabul etse de etmese de, Rockefeller ilaçlarının itici bir lokomotifidir. Çünkü o bir bilim adamı değildir.

Yeni Dünya Düzeni’nin aşı stratejisi..

Yeni Dünya Düzeni ve Tek Dünya Hükümeti projelerinin merkezi, 1921 yılında kurulan ve kendisini bağımsız bir düşünce merkezi olarak tanımlayan ABD Dış İlişkiler Konseyi (CFR). 20. Yüzyılı “Amerikan Yüzyılı” ilan etmişti, 21. Yüzyıl ise Yeni Dünya Düzeni yüzyılı oldu. CFR, Rockefeller, Ford ve Carnegie vakıfları tarafından finanse ediliyor.

CFR’ın kurucularından birinin oğlu olan James Warburg 1950 yılında Senato Dış İlişkiler Komitesi’nde yaptığı konuşmada; “İsteseniz de istemeseniz de, zorla ya da rıza ile dünya hükümetini kuracağız” demişti. Kurulduğundan beri, CFR elitinin yeni dünya düzeni hep gündeminde oldu. CFR üyeliği kamu daireleri ile özel şirketler arasındaki bağlantıları sağlar. Lockheed, Raytheon, Boeing ve General Electric gibi dev şirketler CFR’nın savaş gündeminden trilyonlar kazanırlar.

1975 yılında CFR üyelerinden ABD’li amiral Chester Word yazdığı kitapta16, CFR’ın amacının ABD’nin egemenliği ve bağımsızlığı değil tek dünya hükümeti olduğunu açıklamıştı. Ordunun bütün üst rütbeli general ve amiralleri, büyük şirketlerin CEO’ları ve pek çok hükümet çalışanı CFR üyesidir. Bunlar sahnenin gerisindeki gölge hükümettir. CFR üyesi olmayan biri Savunma Bakanı ya da CIA Direktörü olamaz. FEMA, Nüfus Sayım Bürosu, NAFTA, GATT, Dünya Ticaret Örgütü, Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler’in tümü, yanıltıcı kurumlardır; yani Yeni Dünya Düzeni, sizin ulusal güvenliğinizi ortadan kaldıracak, sözde doğal afetler yaratacak, ekonominizi daha da bozacak ve belki de öngörüldüğü gibi topyekun bir ekonomik çöküşe sebep olacak, sonunda ulus-devleti de kaybedecek ve siz de denetlenip, tutuklanıp, Birleşmiş Milletler toplama kamplarına konacaksınız. Bu, onların öngördüğü Tek Dünya Hükümeti planıdır. Amerikan filmleri sizi bu düzene hazırlar ve uyutur. Medya silah olarak kullanılır.

Dünyanın gizli laboratuarlarında üretilen aşıların içine nano-çiplerin konması uzun zamandır Microsoft ve MTI’nin birlikte çalıştığı bir proje (17).

Küresel sermayenin içinde iki isim öne çıkıyor; Henry Kissinger ve Bill Gates. Yeni Dünya Düzeni elitleri 2015’te BM üzerinden bir ütopya geliştirdiler. Bu elitlerin iktidar projesiydi. Bir bağışıklık projesi yaptılar.

Dünyadaki herkesi aşılayıp hastalıklara karşı bağışık hale getireceğiz dediler. İlaç sektörü şu an krizde yani ilaçtan para kazanamıyorlar. İşte bu yüzden ilaç şirketleri aşı işine yöneldi. Tıbbi soykırım, Yeni Dünya Düzeni’nin soykırımının bir parçası olarak yeni bir safhaya geçti.

Johns Hopkins Üniversitesi

18 Ekim 2019’de yani Çin’in Wuhan şehrinde coronavirüs çıkmadan iki ay önce, Johns Hopkins Üniversitesi’nde Event 201” Coronavirüs bilgisayar simülasyonu oynandı. Bu programın sponsoru Dünya Ekonomik Forumu ile Bill ve Melinda Gates Vakfı idi. Bill Gates zaten yıllardır on yılda on milyon insanı öldürecek bir virüsün duyurusunu sözde insanlığı uyarmak adına yıllardır yapıyordu. Karar, ID2020 gündemini uygulamaktı.

Moderna ve CureVac gibi şirketler COVID-19 gibi salgın hastalıklara karşı ilaç ve aşı geliştirmek için yıllardır Gates Vakfı’ndan fon alıyordu. Gates ve Vakfı, uzun zamandır salgın hastalıklara karşı hazırlık yapıyor. 2017’de yapılan Davos Dünya Ekonomik Forumu esnasında Gates, epidemik hastalıklara karşı hazırlık amacı ile bir inisiyatif (CEPI) başlattı (18).

2019 yılında ise Bill Gates’in salgın hastalık senaryolarına odaklandığını görüyoruz. Önce Netflix için bir video hazırladı ve hayali bir senaryo anlattı. Baltimore’daki Johns Hopkins Medikal Merkezi’nde yapılan bilgisayar similasyonundan iki hafta sonra Wuhan’da ilk COVID-19 görüldü (19).

Dünyadaki her insanın, elektronik bir kimlik vererek söyledikleri ve hareketlerinin takibi amaçlanıyor. Bu programın ilk testi halen Bangladeş’te yapılıyor. Aşı programı ile birlikte bir nano-çip’in bünyeye enjekte edilmesi ile sadece sağlık kontrolü değil, kişi eylemlerinin takip edilmesi hedefleniyor (20).

Gates Vakfı ve GAVI tarafından geliştirilen dövme benzeri ilk çip hem aşı hem de elektronik kimlik için kullanılıyor. Bill Gates’e göre bu sistem, kimin aşı olup olmadığını anlamak için geliştirildi. Ancak bu kimlik tanıma içinde elektromanyetik dalga tespiti var; yani 5G ile başlanacak ve 6G ile evrimleşecek küresel kontrolün ilk adımı.. Aşı ile kimlik tanıma (ID 2020) programı BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri için dâhil edildi ve 2030 yılına kadar tamamlanması hedeflendi (21).

Şu anda insanın aklını yönetmek için, korku yolu ile insanları aşılamak ve çip takmak hedefine yönelik COVID-19 uygulaması dönemindeyiz. Yaşamak için buna razı olacağız. İnsan özgürlüğünün ve onurunun en çok tehlikede olduğu bir aşamadayız.

Bill Gates nelerle uğraşır?…

Teknoloji dehası Bill Gates, bilgisayar yazılım şirketi Microsoft ile servetini yapmasına rağmen, bu işte çocukluk arkadaşı Paul Allen ile ortaklık kurarak başarılı oldu. Gates; Basic ve DOS dâhil bugün bildiğimiz bilgisayar işletim sistemlerinin yaratıcısıdır. Microsoft casusluk işleri için CIA’nın şifrecileri ile birlikte çalışmıştı. Dünyanın en zengin ve etkili filiantropistlerinden biri olan Bill Gates, emekli olup eşi Melinda ile birlikte kendini “Bill and Melinda Gates Vakfı” ile dünya genelinde hayırseverlik işlerine verdi. Bill Gates, görünürde filantropik bir plan dâhilinde genetik yapısı ile oynanmış yiyecekler üreterek dünyada açlığın sona ermesi için gayret ediyor. Monsanto ve diğer biyoteknoloji şirketleri Gates Vakfı ve AGRA, Afrika’da genetiği değiştirilmiş ürünler geliştirmeye çalışıyor. Afrika’da Yeşil Devrim İttifakı (AGRA) (22) ile yeni tohumlar ve gübreler geliştirerek açlığa çare olacağını söylerken, ekonomik ve sosyal nedenleri ile ilgilenmedi. Çünkü açlığın nedeni yiyecek yokluğu değil, insanların yiyecek alamayacak kadar fakir olmaları idi.

Gates’in büyük hissesini aldığı Monsanto Şirketi, Genetiği Değiştirilmiş Tohumlar (GMO) alanında tekelleşme riski taşımaktadır. GMO tohumları bir yıldan diğerine saklanamamaktadır ve siz bir kere bu tohumların küresel haklarını edindi iseniz artık dünyaya yön verebilirsiniz. Nitekim Uluslararası Mülkiyet Hakları Anlaşması dâhilinde (TRIPS) (23), çokuluslu şirketlerin özellikle üçüncü dünya ülkelerinden genetik kaynakları ele geçirmesine imkan tanınmıştır (24).

Bugün bu tür yiyecekler öylesine rafları kaplamıştır ki teslim olmaktan başka bir çare kalmamıştır. Bill Gates; Rockefeller Vakfı, Monsanto Şirketi, Syngenta Vakfı ve Norveç hükümeti ile birlikte Norveç’in Spitsbergen adasında bir tohum bankası (Svalvard) kurdu. Bu tohum deposu ile dünyanın en büyük bitki yetiştiricisi ve ilaç firmalarının tohum edinmek için başvurabileceği tek adres yani bir tekel oluşturulmuştur.

Gates Vakfı, Küresel Sağlık Programı ile aşı geliştirerek gelişmekte olan ülkelerde çok çeşitli olan aşıları elimine ederek tekel kurarken, sağlık sistemleri ile ilgili araştırma ve kapasite geliştirme konusunda gönülsüz davrandı (25). Ya da temelinde gelirin dağıtım sorunu olan sosyal, siyasi ve ekonomik eşitsizlikleri gidermeye yönelmedi (26).

Sağlık ve gıda da olduğu gibi eğitimde de Gates Vakfı, aynı kör yaklaşımı sergiledi. 1990’larda Rönesans 2010 programı altında pazara dayalı teknik eğitim veren özel ve küçük okullar için 100 milyon dolar harcadı ama öğrenci yetiştirmek yerine öğretmen yetiştirmeye odaklandı. Öğretmenleri kontrol altına alınması gereken bir grup olarak görünce, onları sistem içinde tutamadı (27).

Gates, öğretmenlerin kalitesine takmışken, okulların kaynak ihtiyacı, müfredat, fiziksel şartlar, okul dışı imkânlar (çalışmak için yer ve zaman, gıda, sağlık vb.) gibi hususları dikkate almadı. Gates’e göre iyi öğretmenler, öğrencileri testlerden yüksek skor alanlardı.

Bill Gates’in aşı işleri..

– Önce Hindistan’daki Ulusal Bağışıklık Teknik Danışmanlık Grubu’nun (NTAGI) (32) 1.2 milyar dolarlık hissesinin 450 milyon dolarlık bölümünü alarak çocuk felci için aşı yapmalarını istedi. Ancak, daha sonra Hintli doktorlar Gates’in bu aşıyı salgın hastalık vasıtası haline getirerek Afrika’da 2000-2017 yılları arasında 490 bin kadar çocuğun ölümüne yol açtığını iddia ettiler ve Gates ile ilişkilerine son verdiler. Çocuk felci salgını en çok Kongo, Afganistan ve Filipinler’de görüldü.

2017’de Dünya Sağlık Örgütü (WHO) (33) gönülsüzce çocuk felci salgınının öncelikle aşıdan kaynaklandığını kabul etti. 2018’de küresel olarak çocuk felci vakalarının %70’i aşıdan kaynaklanıyordu.

– 2002 yılındaki Gates’in MenAfriVAc menenjit kampanyası ile zorla aşı yapılan yaklaşık 500 çocuktan 50’si felç oldu. Güney Afrika gazeteleri olayı ilaç şirketleri için kobay (guiena pig) olduk diye yazdı. Nelson Mandela’nın eski ekonomi danışmanı Prof. Patrick Bond, Gates’in hayırseverlik işlerini acımasız ve ahlaksız olarak niteledi.

– 2010’da Gates Vakfı, GSK’nın sıtma aşısını fonlarla destekledi. Afrika’da test yapılan 5.949 çocuktan 151’i öldü, 1048’inde başta felç olmak üzere ciddi hasarlar oluştu.

– 2010 yılında Gates, 10 milyar dolar verdiği Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) “Bu parayı aşı geliştirmek için kullanmalıyız” dedi. Bir ay sonra bir tartışma programında (Ted Talk) “Yeni aşılar nüfusu azaltabilir” dedi.

– 2014’de Gates Vakfı, HPV (rahim ağzı kanserine yol açan virüs) aşısı için “Glaxo Smith Kline (GSK) and Merck” şirketi tarafından geliştirilen testlere fon veriyordu. Bu testler Hindistan’daki 23 bin genç kız üzerinde denendi. Bunlardan 1.200’ü ciddi yan etkiler gördü, 7’si öldü. Hindistan hükümeti Gates’in desteklediği araştırmacıları köylü kızları ve ailelerini kandırmakla suçladı ve konu şimdi Hint Anayasa Mahkemesinde.

-2014 yılında Kenya’daki Katolik Doktorlar Birliği, WHO’yu milyonlarca kadını tetanos aşısı yaparak haberi olmadan test yaptığını açıkladı. Suçlamalar üzerine WHO, yeni bir aşı üzerinde 10 yıldır çalıştıklarını itiraf etti. Aynı suçlamalar Tanzanya, Nikaragua, Meksika ve Filipinler’den geldi.

– 2017’de WHO’nun DTP (Difteri, Tetanos ve Boğmaca) aşısının Afrika’da önlediğinden daha fazla çocuğu öldürdüğü ortaya çıktı (34).

Aşıyı alanların almayanlara göre 10 kat daha fazla öldüğü tespit edildi.

Afrika’da her yıl on milyonlarca çocuk bu tür ölümcül aşılara zorlanıyor.

– 2017’de sızan e-postalardan, Gates’in ABD ordusu ile biyolojik savaş için sivrisineklerin genetiği değiştirilerek yeni bir yöntem denediği ortaya çıktı.

– Gates, geçen yıl bir gün herkesin resmi bir kimliği ile sağlık durumlarının takip edileceği dijital sisteme çok yakın olduğumuzu söylemişti. Gates, Aralık 2019’da bir kişinin aşı olup olmadığını gösteren bir sistem geliştirmesi için MIT’e fon desteği verdi.

18 Mart 2020 tarihinde ise Gates, ABD’de bir “Ulusal Takip Sistemi” kurulması için çağrıda bulundu ve bazı dijital sistemler ile test edilen ve aşı olanların takibini önerdi.

Dünya genelinde küresel sağlık işlerinin gündemi Gates’in yönlendirdiği WHO tarafından belirleniyor. Salgın hastalıklardan, temiz su, hijyen, beslenme ve ekonomik kalkınma kadar pek çok dünya gündemi Gates’in ana ilgi alanları. Gates Vakfı, 5 milyar dolarlık bütçesinin 650 milyon dolarını bu işlere harcıyor. Bunları hepsi Gates’in felsefesinin bir şırınga içinde uygulanmasını öngörüyor. Gates, yardım parası ile WHO dışında UNICEF, GAVI ve PATH gibi çok önemli kuruluşları da kontrol altına almış durumda. Aşı üreten özel ilaç şirketlerine ilave olarak 12 eczacılık şirketin 50 milyon dolar coronavirüs aşısı için para verdi. Medyadaki son haberlere göre, COVID-19 şimdi ona (Amerikan çocukları üzerinde uygulayacağı aşı programı ile) aradığı diktatörlüğü sağlayacak fırsatı verecek. Gelecekte aşı ve bağışıklık durumuna göre yeni bir toplum yapılanması bizi bekliyor olabilir.

SONUÇ

Bu plan, yıllardır hazırlanıyordu ve arkasında Bill Gates, Aşı Geliştiren Eczacılar Birliği (GAVI), Rockefeller, Rothschilds ve diğerleri var.

Şu anda Yeni Dünya Düzeni içinde “Tek Dünya Hükümeti” kurmak isteyenlerin medikal kolu zorunlu bir aşı ile dünya nüfusunu kontrol altına alacak bir proje uyguluyor. Olup-bitenlere karşı yapılacak çok şey var. Küresel sermaye ile mücadele etmek önce dayanışma gerektirir. Uluslararası düzeyde, devlet içinde ve bireysel olarak dayanışma zamanındayız.

Devletler, küresel sermayenin medikal derin devletinin ilaç, aşı ve tedavi yöntemlerine bağımlı kalmamak için bu alanda da “bağımsızlık mücadelesi” vermeli; uluslararası düzeyde dayanışma sağlanmalıdır. Diğer yandan, tıpkı ülke savunması gibi sağlık ve eğitim konuları özel sektörün kar amaçlı inisiyatifinden çıkarılıp, devlet kontrolüne alınmalıdır. Parası olanın tedavi olduğu, iyi eğitim aldığı; parası olmayanın sıradanlığa ve ölüme terk edildiği düzen bitmelidir.

Son olarak bizler de; şiddete başvurmadan, sade bir birey olarak mücadele etmek için, küresel sermayenin ülkemizdeki uzantılarını bilmeli, bankalarını kullanmamalı, ürünlerini tercih etmemeye gayret etmeliyiz. Küresel sermaye sizi yok etmeden, siz onların yaşam kaynağı olan para kanallarını işlevsiz hale getirin. Sağlığımıza ve özgürlüğümüze sahip çıkmanın, ulus-devleti korumanın yolu, bilim ve teknolojide kendine yeterli olmaktan, tam bağımsızlıktan geçer.

Prof. Dr. Sait Yılmaz

19 Nisan 2020

Prof. Dr. SAİT YILMAZ Kimdir?

https://21yyte.org/tr/kadro/sait-yilmaz

___________________________________________________________________________________________________________________

(Sait Yılmaz Hoca’nın sıra no yazarak işaret ettiği kaynaklar):

1 Anthony Lowenstein, The Ultimate Goal of the NSA is Total Population Control, The Guardian, (July 10, 2014).

2 Jerusalem Post, Coronavirus: Biometric IDs could be ‘Gamechanger’ for Tests, Vaccines, (April 8, 2020).

3 Carroll Quigley, Tragedy and Hope: A History of the World in Our Time, GSG and Associates, (1975), p.148.

4 Andrew Gavin Marshall, Michel Chossudovsky, The Global Economic Crisis The Great Depression of the XXI Century, Global Research Publishers, (2010), p.4.

5 William F. Engdahl, Seeds of Destuction, Hidden Agenda of Genetic Manipulation, Global Research, (2007), p.257.

6 Gary Allen, None Dare Call It Conspiracy, GSG & Associations, p.211.

7 Pharmaceutical Research and Manufacturers of America (PhRMA).

8 Eustace Mullins, Murder by Injection, Omnia Veritas Ltd., (2016) G. Edward Griffin, World Without Cancer: The Story of Vitamin B17, American Media (2010).

9 Washington Post, Bill Gates: Here’s How to Make Up For Lost Time on Covid-19, (March 31, 2020).

10 NSSM 200: NSC Study Memorandum 200.

11 John Coleman, The Committee of 300: A Brief History of World Power, World in Review (WIR), 2006.

12 Bertrand Russell, The Impact of Science and Society, Simon & Schuster, (1953).

13 Grady A. Deal, Medical Genocide in New World Order, Whale, (May 10, 1995). http://www.whale.to/vaccine/deal3.html

14 Robert Schenieder, When toSay No to Surgery, Prentice Hall, (1982).

15 Marti Kheel, Townsend Letter for Doctor, New Society Publishers, (Philadelphia, 1992),

16 Chester Ward, Kissinger on the Couch, Arlington House Publishers, (1975).

17 Rudolf Hansel, The “Secret Agenda” of the So-called Elite To the Final Battle! (April 10, 2020).

18 CEPI: Coalition for Epidemic Preparedness Innovations.

19 Peter Koeing, The Coronavirus COVID-19 Pandemic: The Real Danger is “Agenda ID2020”, ICH, (March 12, 2020).

20 Victor Tangermann, An Invisible Quantum Dot ‘Tattoo’ Could Be Used to ID Vaccinated Kids, Since Alert, (Dec 21, 2019).

21 Peter Koenig, Coronavirus – The Aftermath. A Coming Mega-Depression, RT, (April 9, 2020).

22 AGRA: Alliance for a Green Revolution in Africa.

23 TRIPS: Trade Related Aspects of Intellectual Property Rights

24 Marie-Monique Robin, The World According to Monsanto, The New Press, The (2012), p.137.

25 Hannah Brown, Great Expectations, British Medical Journal, Vo.334, 2007, p. 874

26 Anne Emmanuelle Birn, Gates’ Grandest Challenge: Transcending Technology as Public Health Ideology, The Lancet, Vol.366, 2005, p.515.

27 Michael Klonsky & Susan Klonsky, Small Schools: Public School Reform Meets the Ownership Society, Routledge, New York, 2008, p.18.

28 R.F. Kennedy Jr., Gates’ Globalist Vaccine Agenda: A Win-Win for Pharma and Mandatory Vaccination, Children Health Defense, (April 9, 2020).

29 TED Annual Conference, Innovating to Zero, Long Beach, California, (February 18, 2010).

30 Beta Human Chorionic Gonadotropin (BhCG).

31 GAVI: Global Alliance for Vaccines and Immunization.

32 NTAGI. National Technical Advisory Group on Immunization..

33 WHO: World Health Organization.

34 S.W. Morgenson, A.Andersen, The Introduction of Diphtheria-Tetanus-Pertussis and Oral Polio Vaccine Among Young Infants in an Urban African Community: A Natural Experiment, EbioMedicine, (March 17, 2017), 192-198.

http://www.bursaarena.com.tr/iste-korona-nin-patronlari-medikal-derin-devlet-ve-bill-gates-makale,4492.html

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
reklam
  • YENİ
  • YORUM